Eski Yazılar 2 - Memleketi Satıyorlar

MEMLEKETİ SATIYORLAR(Ocak 2009)

“Memleketi satıyorlar.” Son 20 yılın özeti gibi cümle. Nerelerde duymadık, kimlerden dinlemedik ki... Köşe yazarları, aileler, muhtarlar, öğretmenler, muhalefet milletvekilleri, toplu elektronik postalar, niceleri... Ne idüğü belirsiz ve sürekli apolitik olmakla suçlanan ya da itham edilen kocaman bir grubun ilkesözü(motto) sanki... Adeta borsa simsarları gibiler, bir yerde memleket satılıyorsa önce onların haberi oluyor ve gelip anlatıyorlar, yazıp anlatıyorlar, anlatıyorlar. İşaret ediyorlar. Sorumluluklarımızı hatırlatıyorlar. Müzayede çığırtkanları gibiler: "satıyorlaaaar, satıyorlaaaaar, saa tı, sattılar! Aha da sattılar!"

İşaret etmecilik, ama hep aynı şeyi işaret etmecilik...

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde bir “cingıl” yardıma koşuyor ben istemeden:
"Olacaaak olacaaak olacak o kadaaaar!"

"Aç gözünü seyret!" diyor birileri tepeden tepeden. Akıl vermeci, önden gitmeci, golü halka attırmacı bir güruh; çok cömertler. Millete icraat dağıtmakta çok cömertler. Proje insanları ya da başka türlü...

Ama çok kolay!

Öğrenilmesi çok basit ve tüketiliyor, fındık fıstık gibi gidiyor.

İnsan bazen var olmuş gibi yapıyor çünkü bastıramıyor içindeki var olmamışlık acısını. Ben de bir şey söyleyeyim istiyor -bu sadece bir teori, anlamaya çalışıyorum- en kolayını söyleyiveriyor konusu açıldığında. En kolayları şunlar oluyor hep: "memleketi satıyorlar" "analar ağlamasın" "birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımızın olduğu..." "siz burada tartışırken birileri orada lüp lüp" "bizi birbirimize düşüren dış güçler" "amerikaaaaa" "şehitler, vatan, millet, batarya, Allah, kutsal değerler, ilgili video kapatılsın niye bütün site kapatılıyor" "sistemofadavn piçtir abi dinleyen de piçtir" "muasır medeniyetler" "bor mineralleri" "ırak petrolleri" "Afgan haşhaşları" “Atatürk, türban” ve daha niceleri. Karmakarışık olmuş ama tıkır tıkır saçmalayan beyinler. Hep aynı saçmalayan... Aynı şekilde saçmalayan… Öyle ki akıl duruyor karşılarında, akıl durmuyor da "bilgisayarın ne yapmasını istersiniz?" sorusunu soruyor kendine; "ne bileyim?" diyip "gönderme" butonuna basıyorsunuz içerde bir yerde. Sistem kendi hata raporunu anlamıyor.

"Memleketi satıyorlar" bir tellal dönüp duruyor beynimin daracık ve karmakarışık sokaklarında... Bir rüyada gibi bazen bir tellal oluyor, bazen bir deli; bazen bir satıcı, mekânlar mekânlara kişiler kişilere dönüşüyor... Anlamaya çalışıyorum. Bir deli oluyor, kafasında çağdaş market poşeti elinde mandalina "Memleketi satıyorlar ağabey! Bana da bu düştü! Biraz birikimim vardı, buna yatırdım! Memleketi satıyorlaaaaar!" Bir tellal oluyor sonra "Memleketi satıyorlaaar! Kaçırmayın böylesi bir daha bulunmaz!" "Nerde satıyorlar?" "Şurada şurada koşun!" Beynimin daracık sokakları inliyor bir satıcının nidalarıyla ve bir steyşın reno12'nin arkasında satıyor şerefsiz, güzel memleketimizi. Arabasına hürmeten güven duyuyorum, araba memleket kokuyor, bakıyorum memleketim yatıyor bagajda. Bir de megafon dayamış arabanın teybine, durmadan çalıyor "Bir başkadıııır benim memleketiiiim." Tüp satar gibi satıyor memleketimi.

Rüya bu ya, bitsin istedikçe uzuyor artık. Bir sürü genç eleman, hepsinin elinde coca cola ve ayağında convers, her yerine afiş yapıştırıyorlar beynimin sokaklarının. Afişlerde dev pazulu işçiler var: insan olmayan işçiler, bu dünyada hiç bulunmamış, hiç bulunmayacak işçiler. Sendikalı sendikasız. Tellalıyla, delisiyle, işçisi, satıcısı, oto teybi, konversi, gözleri dolar işareti şeklinde olan monopoly amcası ve kimler varsa işte… Ateş rengi kuşlar ve bir hayalgücünün üretebilecekleri... Hep bir ağızdan bağırıyorlar: "memleketi satıyorlar!"

1 kaşıntı:

Adsız dedi ki...

uyumayalım

Yorum Gönder